Gerçek adı Cemalettin Seber olan ve 1931 yılında Erzincan’da dünyaya gelen Cemal Süreyya, babasının 1938’de sürgün edilmesi nedeniyle ailesiyle birlikte Pülümür’den Bilecik’e gitmek zorunda kalmıştır.Amcasından ilkokula başlamadan önce okumayı ve yazmayı öğrenen Süreya, hastalığı sebebiyle okula bir yıl geç başlamıştır.Annesi Gülbeyaz hanımın vefatının ardından halasının yaşadığı İstanbul’a gönderilmiş ve eğitimine burada devam etmiştir.

Ortaokulun ikinci yılında Dostoyevski’nin eserleri ile tanışan Süreya, Karamazov Kardeşler romanının üzerindeki etkiyi vurgulamak için şunları yazmıştır:“Aslında ikinci bir doğum tarihim de var ben: 1943. Dostoyevski’yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende. Beni edebiyata, şiire iten şeylerde tuhaf bir şekilde en çok bir romancının, Dostoyevski’nin etkisini buluyorum.”
Sonrasında Haydarpaşa Lisesine parasız yatılı olarak kaydolan Süreya, ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde Maliye ve İktisat Bölümünde eğitimini sürdürmüştür.Çocuk yaşlarda şiire ilgi duymaya başlamış ve 1953’te siyasal bilgiler fakültesinin okul dergisi “Mülkiye”de çıkan “Şarkısı Beyaz”, şairin yayımlanan ilk şiiri olmuştur
“İkinci Yeni” şiirinin öncülerinden biri kabul edilen Cemal Süreya, Eskişehir Vergi Dairesinde 25 Kasım 1954’te stajyer olarak göreve başlamış ve Teftiş Kurulu sınavını kazanmasıyla 11 Ağustos 1955’te maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul’da gitmiştir.
Muzaffer Erdost, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri gibi isimlerle yakın arkadaş olan Süreya, hem şiirleri hem de yazılarının yayımlanmasıyla dergi çıkarma isteği içine grmiştir.Süreya, 7 Ekim 1958’de girdiği yeterlilik sınavı sonucunda beşinci sınıf maliye müfettişi olmaya hak kazanmasının ardından teftiş için çeşitli şehirleri gezmiştir.
Temmuz 1959’da gittiği askerlik görevini 31 Aralık 1960’ta tamamlayan Süreya, askerliğini yaparken fark derslerini vererek hukuk diploması almış ve 1 Ağustos 1960’ta “Papirüs” dergisinin ilk sayısını yayımlamıştır.
Süreya, ikinci sayısından sonra kapanan dört sayfalık dergiyi, 8 aylık bir aradan sonra tekrar çıkarsa da bu sefer dergi üç sayı sonra Temmuz 1961’de yeniden kapanmıştır.Papirüs’ü kapatmak zorunda kaldığında şöyle ifade etmiştir: “Bir dergi gibidir benim yaşamım; bu yüzden ölmem, batarım.”
“Papirüs”ü 1 Haziran 1966’da üçüncü defa çıkarmaya başlayan Süreya, dergiyi Mayıs 1970’e kadar aylık olarak düzenli bir şekilde okuyucularla buluşturmuştur.Cemal Süreya, 1971’de Maliye Bakanlığındaki memuriyetine dönerken, İstanbul Hocapaşa Vergi Dairesi, Maliye Tetkik Kurulu, İstanbul Darphane ve Damga Matbaası Müdürlüğü gibi kurumlarda çeşitli görevler almıştır..Mart 1977’de, kurucularından biri olduğu “Türkiye Yazıları” dergisinin başına getirilen ve bir süre sonra bu görevi bırakan Süreya, başyazılarını yazdığı “Oluşum” dergisini de aynı yıl yönetmiştir.
Süreya, Mayıs 1974’ten Temmuz 1978’e kadar “Oluşum”da düzenli bir şekilde yazılar yazarken, 1977’de “Politika” gazetesinin sanat sayfasında haftada bir yazdığı “Günübirlik” yazılarıyla gazete yazarlığına başlamıştır.Daha sonra “Yeni Ulus” ve “Aydınlık” gazetelerinde de yazan Süreya, Kültür Bakanlığı Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği de yapmıştır.
“Papirüs”ü son olarak 15 Mart 1981’de çıkaran Cemal Süreya, çeşitli devlet kademelerinde görev aldıktan sonra 1982 yılında emekli olmuştur.Cemal Süreya, ilk kitabı çıktığında kendisinde etkileri olan şairlerin Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday olduğunu söylerken şu ifadeyi paylaşıyordu: “Mısra kurmasını, dile yaslanmasını onlardan öğrendim.”Süreya, şiirin yanı sıra deneme, tenkit yazısı, şiir ve düz yazı tercümesi, çocuk kitabı, günce ve derleme de yazarken, yazılarında Osman Mazlum, Adil Fırat, Ali Fakir, Ali Hakir, Ahmet Gürsu, Hüseyin Karayazı, Birsen Sağanak, Dr. Suat Hüseyin gibi farklı mahlaslar da kullanmıştır.
İlk kitabı “Üvercinka” ile 1958’de Yeditepe Şiir Ödülünü Arif Damar’la paylaşan Süreya, ikinci kitabı “Göçebe”yle Türk Dil Kurumu 1966 Edebiyat Ödülünü, “Sıcak Nal” ve “Güz Bitiği” kitaplarıyla 1988’de Behçet Necatigil Şiir Ödülünü kazanmıştır.Yazdığı şiirlerle modern Türk şiirinin ustalarından biri olan Süreya, yaklaşık 40 kitabı Fransızcadan Türkçeye çevrilmiştir.Dört kez evlenen usta şair, girdiği şeker koması sonucu 9 Ocak 1990’da hayatını kaybetmiştir
Şiir, deneme, mektup, söyleşi ve derleme gibi eserlerinden bazıları şunlardır:
- Üvercinka
- Göçebe
- Güz Bitiği
- Sevda Sözleri
- Uzaktan Seviyorum Seni
- Şapkam Dolu Çiçekle
- Günübirlik
- Uzat Saçlarını Frigya
- Aydınlık Yazıları / Paçal
- Oluşum’da Cemal Süreya
- Papirüs’ten Başyazılar
- Günler
- Onüç Günün Mektupları
- Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi
- Güvercin Curnatası
- Mülkiyeli Şairler
- Yüz Aşk Şiiri
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.