Kuruluş Osman yeni sezona yeni bir tarz ile girmeyi deniyor. Mevcut paylaşımlardan yeni dönemde vites büyütme gereği ile hareket edildiği anlaşılıyor. Diriliş Ertuğrul ile ekran macerasına TRT’de başlayan dizi, ani bir manevrayla belki de televizyon yöneticilerine bile sürpriz olacak şekilde kanal değiştirmişti. Başarılı oyuncuların üçer beşer bölüm oynadıktan sonra bir bir diziden çekilmesi, başrolün aurasının bu tarzın meraklısı kitle ile uyuşamaması gibi eleştirilere konu olarak, ne yazık ki ilk zamanların reyting başarısından çok uzak bir biçimde sezon kapatılmıştı.
TRT’ninse transferin şokunu atlatıp kendi buluşu sayılan bu tarzı devam ettirme isteğinde olduğu anlaşılıyor. Muhteşem Yüzyıl yayın tarihi olarak Diriliş Ertuğrul’dan önce olsa da işleyiş tarzı itibariyle Diriliş ile çok farklı iki yapım. Türk Tarihine dair dizilerin büyük bir kitle tarafından ilgi görmesi yapımcı ve kanalları da sonuna kadar bu ilgiye hitap etmeye zorluyor. Dizilerin şablon gibi olan tarzları belkide yakın tarihte bu ilginin azalacağı bir kısır döngünün habercisi gibi. Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Uyanış Selçuklu, sonunda bunalış ve sıkılış Türkiye şeklinde final yapılabileceği çokça dile getiriliyor.
TRT Dirilişten sonra Uyanışla ne kadar bir etki alanı oluşturabilir? Doyuma ulaşmaya başlayan seyirci (tok alıcı) ne denli sahip çıkar, medya savaşları ve gizli stratejilerin etkisi ne olur bekleyip göreceğiz. Türkiye’de milli değerler tartışmasız bir öneme sahip. Tarihe bakıldığında toplum bu konuda çok haklı. Ancak bu işler için gösterilen titizliğin de buna uygun olması şartı aranıyor. Bilişim çağında artık izleyici en küçük detayı bile takip ediyor. Kaynağın birincil kısmı yapıma değil yapımcıya mı gidiyor? Yapımcı kim? Aynı kişi aynı anda aynı kurumdan nasıl ve niçin 3-4 iş birden alıyor? Peki sonunda bunun hakkını verebilecek beceriye sahip midir? Bunların yayıncılık hayatının belirleyici unsuru niteliğinde olduğu yakın zamanda fark edilecek. Tarih dizileri tüm detayları bilinir şekilde tarihe geçecek.
